16 Eylül 2015 Çarşamba

Off Diyebildim


Ohh!!! Diyebilirdim…
Fakat dünya yokmuş…
Sadece bazı kelimeler ruhuma iyi geldi.
Sadece ruhuma…
Ne tesadüf, oysa tesadüfe inanmazdı  benliğimin tanımlanamayan bir yanı…
Metropollerin en kalabalık yerlerine saklanmak, belki de son zamanlarda verdiğim en  güzel karardı…
Kararlarım hep masumdu, düşmana bile acı                                                              vermezdi…


Oh!!! Demeliydim…
Ülkede, devlet büyüklerinde ve devlet büyüklerine göre ekonomi iyiydi…
İnsanlar ölüyordu oysa şehitler ölmezdi…
Ölenler kimdi…
Kelimelerim yorgun…
Dilim prangalar içinde…
El ettin, iyi ettin, vakitsiz ettin…

Oh!!!diyecektim…
İçimden büyük ahhh!!!lar koparken

Off!! diyebildim…
     
                                                                                    By Neroda

18 Mart 2015 Çarşamba

Özgecanın ve Canlarımızın Asıl Katili Bulundu: Biz


Her olayda olduğu gibi son yaşanan Özgecan olayında da gerçek nedenler gözden kaçtı. Kaçıyor, çünkü toplumsal hafızamıza böyle işlenmiş. Detayı görmemiz gereken yerde geneli, geneli görmemiz gereken yerde detayı görüyoruz. Ve tepkiler sadece zanlılara yöneldi... Sadece zanlılar mı suçlu? Yada bu insanlar suçlu mu doğdu? Ya peki toplum, insanlar, devlet…Yani sistem?
Türkiye de neler yaşanıp unutulmadı ki.
Reyhanlı da bombalar patladı,
Teröre yüzlerce şehit verildi.
Ve daha birçok olay.
Hangisi hatırlanıyor? Kaç kişi hatırlıyor?
Kaç kişi bu olaylara GERÇEKTEN  tepki gösterdi? Yada en önemlisi, ne kadar insan bu tepki gösterenlere kin, nefret derecesine varacak derecede tepki gösterdi? Asıl önemli olan nokta bu.       
İnsanların olaya bakış açıları değiştirilerek yada kontrol edilerek toplumsal bir tepki oluşması önlenir. Bu hep böyle olmuştur ve olacaktır. Gerçeği gören bir avuç azınlıkta, kontrol edilen toplum vasıtasıyla eritilir.
Daha yeni olan bir olay…Haklı, şiddetsiz  bir yürüyüş yapan esnafa gaz sıkılırken, esnaf darp edilirken kaç kişi duyarlı olup sesini çıkardı? Kaç tane vatandaş esnafı bu halde görüp eylemine destek verdi? Vermez, veremez. Çünkü, toplumun gözünde eylem yapan teröristtir. Bu böyle işlenmiştir toplum hafızasına. Olay basittir. Bölerler, parçalarlar, yönetirler.
Peki insanlar neden parçalanır? Buna müsaittirler. Türkiye insanı için konuşursak, savaşçı bir toplumdan gelmiştir. Tarafgirlik genlerinde vardı. Bölenlere, bu özelliğin yönünü, yerini, hedefini değiştirmek kalmıştır.
İnsanlar yaşam içindeki zorlukları gördükçe tarafgirleşmeye başlarlar. İster istemez bir toplumsal grubun parçası olmaya çalışırlar ve çoğu zaman olmak zorundadırlar. Bu toplumsal grupların( ben toplum çeteleri diyorum) çoğu hatta en iyisi bile içinde kötülükler barındırır. Dışarıdan bakınca masumdurlar fakat yaptıkları; toplumda, insanlarda küçük bir domino taşının etkisiyle koca binaları devirmesi gibi, toplumun katmanlarını etkileyerek toplumun temellerinin sarsılmasına neden olur.
Kimse kusura bakmasın, hiçbirimiz masum değiliz. Bugün Özgecan toplum terörüyle karşılaştı, yarın Ayşe karşılaşacak. Dün Ahmet şehit oldu, yarın Mehmet şehit olacak. Bugün esnafa gaz sıkıldı,  yarın sana sıkılacak. Ben haklı haksız, suçlu susuz aramıyorum. Bu olaylarda illa ki bir şey aranacaksa o da bu olaylar neden oluyor olmalıdır.
Ben bunların tek sebebi eğitimsizlik diyorum. BİLİNÇLİ  olarak verilmeyen eğitim.
Eğer sen;
Kaç yıllık cumhuriyet, kaç yüzyıllık devlette neden eğitim sistemi düzgün değil diye sormuyorsan;
Sosyal, demokratik bir hukuk devletinde hala eğitim kalitesiz ve eğitim almak zorsa;
Kıt kanaat geçinip eline geçen günden güne eriyorsa ve sen bunu sorgulamıyorsan;
O izlediğin televizyonda, gayrisafi milli hasıla sürekli artıyor ama senin cebin sürekli boşsa;
            Kahvehane köşelerinde devlet kurtarıp, eve gidince karına çocuğuna bir merhaba bile demiyorsan;
            Yani kendi evinin önünü bile süpüremiyorsan;
            Çocuğunu sen değil, sokak, televizyon yada başkaları yetiştiriyorsa;
İlerde yapılan çevirmede ruhsata yirmilik sıkıştırıyorsan;
           
            Kendinin ve toplumun damarlarını kesmişsin demektir.
            Bu saydıklarım bir hükümet veya tek bir insan meselesi değildir.
Toplumun temelleriyle  oynayan birileri var. Ve evimizdeki televizyonlarımız vasıtasıyla, toplumsal hafızamıza atılan programla yönetiliyoruz.
            Tepkiler boş, anlamsız ve sonuçsuz kalacaktır. Çünkü; asıl mesele gözden kaçıyor; Bu yüzden;
            Sadece olaylar ve isimler değişecek.
Bunlar ilk değil ve son olmayacak.
Böyle giderse; otur ve sıranı bekle…  
(Not: Bu yazıyı yazdığım tarihte otur ve bekle demiştim. Son bir ayda yaşanan olaylara bakınca, maalesef haklı çıktım...Üzgünüm....)    16.02.15  16.25

By Neroda

15 Mayıs 2011 Pazar

Mazoşist Toplum ve Televizyon Gerçeği

     Dost sohbetleri tarih olalı çok oldu..Başımız sağolsun...
Artık en iyi arkadaşımız televizyon...O anlatıyor biz dinliyoruz...Televizyon  vazgeçilmezimiz oldu…
İcat edildiği yer olan Amerika’da bile aptal kutusu diye bahsedilen televizyonun, birkaç faydalı yönüne karşılık birçok zararı var…Zaman öldürmesi, beyni uyuşturması, aile içi bağları zayıflatması vs…
     Pek farkında olmadığımız bir gerçek daha var… Bu aletin cebinizde de gözü var…Nasıl mı?
Bütün bu insanların izledikleri bir sürü program var…Özellikle diziler çığırından çıkmış durumda…
Durumun ne kadar vahim olduğu; insanların televizyonda izledikleri dizileri vs. günlük hayatlarında bir numaralı sohbet konusu yapmalarından anlaşılıyor…
Bu dizilerde ve programlarda; oynayan oyuncuların, yapımcı şirketlerin vs. aldığı ücretler  var…
Ve astronomik boyutta ücretlerVe bir bölümü milyon dolarlık diziler
Elbette ki bunların ücretini de kanal karşılıyor…
     Peki bu televizyon kanalları sırf insanlar izlesin hoş vakit geçirsin diye mi bu hizmeti veriyorlar?Doğru cevap:Tabiî ki hayır…
Bir program ne kadar reyting alırsa o kadar reklam alır…Milyon dolarlık diziler ve tv programlarının   maliyeti reklamlarla karşılanıyor…Bu işten kanalda kar ettiğine göre reklam ücretlerini siz düşünün…Bir çok ürünün  reklamı aynı saatte çok sayıda  kanalda yapılıyor…Maliyeti çok fazla değil mi?
Peki şirketler nasıl bu maliyetin altından kalkıyor…30 Kuruşluk ürünü 50 kuruşa satarak…Asgari ücrete işçi çalıştırarak…İşçinin sosyal haklarından kesinti yaparak…Kısaca yine kendimize yapıyoruz…Dünyadaki gelir dengesizliği ve sebeplerinden biri…Bu da düşününce toplumun ne kadar mazoşist olduğu gerçeğini ortaya çıkarıyor…Meğerse masum görünen bir televizyon(özellikle diziler) bize neler yapabiliyormuş…
By neroda

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Toplumsal Baskı ve Birey

     Kendimize soralım...
Bireyin mutluluğu mu önemli, toplumun mutluluğu mu?
Yoksa toplumu oluşturan bireyleri mutlu ederek sonuçta toplumun mutlu olması mı?
     
     Bireyi ele alalım...
Bir birey neden mutsuz olur?
Cevabı basittir...Kendini gerçekleştiremediği için...
Kendini gerçekleştiremeyen her insan belli etmese bile mutsuzdur...
Kendini gerçekleştirememesinin nedeni nedir?
Toplum baskısı(aile, arkadaş çevresi vs...), 
bununla birlikte sürekli artan  davranışlarından doğan sonuçlarla yüzleşme korkusu 
ve bunun sonucunda bireyin davranışlarını tam olarak ortaya koyamaması...
Çevresinde baskıcı bir tutum olan ve bununla büyüyen bir birey hayatının her evresinde bunu hisseder...
Okulda, iş yerinde, sokakta vs...

     Asıl soru şu...
Birey kendi gibi olamadığı için ve dolayısıyla toplum yüzünden mutlu olamıyorsa;
toplumun istediği gibi davranarak,
kendini hiçe sayıp,
toplumu sözde mutlu etmesi önemli midir?
By neroda